16 Aralık 2010 Perşembe
Sen Yine de Doğrusunu Yap
En son okuduğum kitap'dan en sevdiğim bölümü sizinle paylaşmak istedim. Malum yeni yıl geliyor yeni bir sayfa açılıyor. Bende Noel Baba'dan bunları yapacak güç diliyorum.
İnsanlar çoğu kez makul değildir, mantıksız ve bencildirler. Onları yine de sevin.....
İyilik yaparsanız insanlar sizi bencillikle, gizli amaçlarla suçlayabilir. Siz yine de iyilik yapın....
Başarılıysanız, sahte arkadaşlar ve gerçek düşmanlar edinebilirsiniz. Siz yine de başarı olun.....
Bugün yaptığınız iyilik yarın unutulacaktır. Siz yine de iyilik yapın....
Dürüstlük ve açık sözlülük sizi kırılgan yapabilir. Siz yine de dürüst ve açık sözlü olun....
En büyük, "büyük düşünen kadın ve erkekler", en küçük " küçük düşünen kadın ve erkekler" tarafından alaşağı edilebilirler. Siz yine de büyük düşünün....
İnsanlar güçsüz insanları tercih eder, ama yalnız güçlüleri izlerler. Siz yine de gerektiğinde bir kaç güçsüz adına savaşın....
İnşa etmeye yıllarınızı verdiğiniz bir şey bir gecede yıkılabilir. Yine de inşa edin....
Yardıma ihtiyacı olan insanlara yardım ettiğinizde, onların saldırısına maruz kalabilirsiniz. Siz yine de yardım edin....
Dünya'yı daha iyi bir yer yapmak için elinizden geleni yaptığınızda, tekmeyi yiyebilirsiniz. Siz yine de dünya için elinizden geleni yapın....
Mümin Sekman, "Limit Sizsiniz " kitabından
http://www.muminsekman.com/ Pin It
İstanbul Bir Başka Güzel
İstanbul bence her yerden çok güzel..............
Fotograf Istanbul'un en yüksek binası Sapphire'den 236 m'den çekilmiş..
En öndeki bina Tekfen Tower..
Sonra Kanyon............
Metrocity..............
Tat Towers ve Camlica tepesi......
Nasıl beğendiniz mi? Pin It
Fotograf Istanbul'un en yüksek binası Sapphire'den 236 m'den çekilmiş..
En öndeki bina Tekfen Tower..
Sonra Kanyon............
Metrocity..............
Tat Towers ve Camlica tepesi......
Nasıl beğendiniz mi? Pin It
14 Aralık 2010 Salı
Kanyonda Yılbaşı
Bu sene gördüğüm en güzel yılbaşı ağacı eski telefonlardan yapılanı oldu, çok yaratıcı bence
Şimdi en sevdiğim mağaza olan Habitat'da açılıyor, merakla bekliyorum.
Havuzlarını seviyorum, ben buna çakma deniz diyorum........
Bu geçişler bana heyacan veriyor..............
Bu kubbe bana uzay hissi veriyor..........
Işıl, Işıl oldu bu yılbaşında..........
Bu kıvrımlar bana hayat yolunu hatırlatıyor, kat kat her kat ayrı heyecan tipki hayat gibi................
Kanyon AVM Tabanlıoğlu-Jerde-Arup ortaklığı ile tasarlanmış ve Eczacıbaşı ile İş GYO tarafından gerçekleştirilmiş. Cityscape 2006 Architectural Review Mimarlık Ödülleri yarışmasında aldığı Büyük Ödül ile de bence Türkiyenin en iyi ve ilk açık alışveriş merkezi projesi ile çok farklı bir AVM.
Ben burda nefes aldığımı hissediyorum............ Pin It
13 Aralık 2010 Pazartesi
HAYATI ISKALAMA LÜKSÜN YOK SENİN !
Hayatı ıskalamayan ve yüreğinin sesini dinleyenlere............
Hayatı ıskalama lüksünüz yok sizin.........
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan,
için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur veyaptıkların onun dudağında
hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye
bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.
İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir.
Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin, içtin, ağladın,güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
“Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa
sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin.
Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak”yaşamayı Öğreneli çok oldu.
Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki….
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurkende mutlu oluyorsun unuttun mu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni
Yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası….
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler.
Ve ozaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…
NAZIM HİKMET RAN Pin It
Hayatı ıskalama lüksünüz yok sizin.........
Bir aşk için yapabileceğin her şeyi yaptığına inanıyorsan ve buna rağmen hala yalnızsan,
için rahat olsun. Giden zaten gitmeyi kafasına koymuştur veyaptıkların onun dudağında
hafif bir gülümseme yaratmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır.
Sen kendini paralarken o her zaman bahaneler bulmaya hazırdır.
Hani ağzınla kuş tutsan “Bu kuşun kanadı neden beyaz değil?” diye
bir soruyla bile karsılaşabilirsin.. iki ucu keskin bıçaktır bu işin.
Yaptıklarınla değil yapmadıklarınla yargılanırsın her zaman.
Bu mahkemede hafifletici sebepler yoktur.
İyi halin cezanda indirim sağlamaz.
Sen, “Ama senin için şunu yaptım” derken o, “şunu yapmadın” diye cevap verecektir.
Ve ne söylesen karşılığında mutlaka başka bir iddiayla karşılaşacaksındır.
Üzülme, sen aşkı yaşanması gerektiği gibi yaşadın.
Özledin, içtin, ağladın,güldün, şarkılar söyledin, düşündün, şiirler yazdın.
“Peki o ne yaptı” deme. Herkes kendinden sorumludur aşkta.
Sen aşkını doya doya yaşarken o kendine engeller koyuyorsa bu onun sorunu.
Bir insan eksik yaşıyorsa, ve bu eksikliği bildiği halde tamamlamak için uğraşmıyorsa
sen ne yapabilirsin ki onun için?
Hayatı ıskalama lüksün yok senin.
Onun varsa, bırak o lüksü sonuna kadar yaşasın.
Her zamanki gibi yaşayacaksın sen. “Acılara tutunarak”yaşamayı Öğreneli çok oldu.
Hem ne olmuş yani, yalnızlık o kadar da kötü bir şey değil.
Sen mutluluğu hiçbir zaman bir tek kişiye bağlamadın ki….
Epeydir eline almadığın kitaplar seni bekliyor.
Kitap okurkende mutlu oluyorsun unuttun mu?
Kentin hiç görmediğin sokaklarında gezip yeni
Yaşamlara tanık olmak da keyif verecek sana.
Yine içeceksin rakını balığın yanında.
Üstelik dilediğin kadar sarhoş olma özgürlüğü de cabası….
Sen yüreğinin sesini dinleyenlerdensin ve biliyorsun asolan yürektir.
Yürek sesi ne bilmeyenler, ya da bilip
de duymayanlar acıtsa da içini unutma; yasadığın
sürece o yürek var olacak seninle birlikte.
Sen yeter ki koru yüreğini ve yüreğinde taşıdığın sevda duygusunu.
Elbet bitecek güneşe hasret günler.
Ve ozaman kutuplarda yetişen cılız ve minik bitkiler
değil, güneşin çiçekleri dolduracak yüreğini…
NAZIM HİKMET RAN Pin It
12 Aralık 2010 Pazar
Yaşayan İnsan Hazinesi " Sıtkı Olçar"'da Gitti
Sene 1992, ben üniversiteden yeni mezun olmuş ve bir vakıfta çalışıyordum. Vakıf Almanya'daki bir üniversite ile anlaştı ve Kütahyalı-Afyonlu iş adamlarına seminerler verdi. Üniversiteden 2 hoca 2 ay boyunca Türkiye'de ders verdi ve sonrada tüm işadamlarını Almanya'ya götürerek ordaki üretim alanlarını gezildi.
Bende organizasyonun Kütahya kısmından sorumlu idim. Akşam derslerde ve gündüzleri gezilen tesislerde tercümanlık yapıyordum. Hocalar bizim iş adamlarına tesisleri ile ilgili önerilerde bulunuyordu. Anadolu insanı bilgiye değer veriyor ve ağırlama süper ne kadar büyük iş adamı olsalarda.
Benim çalışma hayatımda kazandığım heyecanın temelleri buralarda yatar. Hala bir tesis gezdiğim zaman çok heyecanlarınım ve tüm iş adamlarını katma değer yarattığı için kendimce desteklerim. Şu anda yaptığım işte bile en önemli mottom budur. Tüm kurumsal ve kişisel etiklerime dokunmadan Türk işadamlarını desteklemek herşeyin ötesindedir. Geçen sene bir müşterim Dünyanın ikinci ,Türkiyenin ilk tesisini Kocaeli'nde kurmaya başladığında bir hafta sonu heyecandan hiç uyuyamadığımı hatırlarım. Allahım bizde de böyle tesisler olacak diye. Onlar bunu bilmezler ama tüm proje boyunca o konu ile ilgili gelen her şeyi en önce yapıyordum. Sonra bana kazık attıklarında bile kızamamıştım.
Sıtkı Olçar ilede böyle tanıştım. Kütahyalı Çini ustası. Bizi şehir merkezinin dışındaki mağarasına götürmüştü. O zamanlar İstanbul'dan bazı önemli iş adamlarının gelip burda hafta sonu kaldıklarını söylemişti. ALman hoca çok etkilenmişti. Mağara yolu üzerinde bir tarladan geçerken orda çalışanmı tarla sahibimi tam hatırlamıyorum onun çömlek yapma yeteneğini keşfetmiş ve desteklediğini söylemişdi ve mağarada bulunan onun yaptığı bir çömleği bana hediye etmişti. Yıllardır bu çömleği saklarım. Sıradışı olduğu her halinden belli idi ustanın. Sonrada bir daha kendisi ile karşılamadım ama Sıtkı Olçar ile ilgili her haberi takip ederdim.
Evet Sıtkı Olçar'ı 16 Kasım 2010'da kaybettik. Ben böyle bir ustanın daha yapacak çok şeyi varken 62 yaşında yitip gitmesine çok üzüldüm.
Sizinlede böyle bir ustadın hayat hikayesini paylaşmak istedim.
Sıtkı Olçar, 1973 yılında “Osmanlı Çini” adını verdiği kendi atölyesini kurdu. Antik desen ve formları uyguladığı çini çalışmalarında, İznik ve Kütahya örneklerini ele alarak yeni biçim ve “öz” arayışına yöneldi. 1980’den itibaren, özellikle İznik çinileri üzerine çalıştı ve kaybolup gitmekte olduğu sanılan Kütahya çiniciliğine yeni bir boyut ve dinamizm getirdi.
İznik çiniciliğinin sırrı 300 yıldır çözülemeyen “mercan kırmızısı”nı bulmayı amaç edindi Sıtkı Usta. Çanakkale seramiklerini de yeni bir yorumla ele aldı. İlki 1980 yılında olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda kişisel sergi açtı. 1986 yılında Yunanistan’ın Volos kentinde düzenlenen V. Balkan Ülkeleri El Sanatları Sergisi’nde ülkemizi temsil eden Sıtkı Usta’nın yapıtları özel koleksiyon ve müzelerde bulunuyor.
Alman dergi "Der Spigel" Sıtkı Olçar'ı "Çininin Picasso'su" olarak adlandırıyor.
UNESCO "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödüllü sıra dışı seramik sanatçısı Sıtkı Usta, farklı dokunuşlarıyla sanatında kendi tarzını oluştururken, kendisine ve sanatına ilham veren Kütahya'dan da hiç kopmuyor. Kütahya çinilerini tüm dünyaya tanıtan, daima herkesin ilgisini buraya çekmeye çalışan Sıtkı Usta; çiniciliğe farklı bir boyut katarak bu geleneksel Türk el sanatının değerini ülke sınırlarının dışına taşıyor. İşte böyle bir usta Sıtkı Olçar
http://www.sitkiusta.com/pPages/pArtist.aspx?paID=22§ion=1&lang=TR&bhcp=1 Pin It
Bende organizasyonun Kütahya kısmından sorumlu idim. Akşam derslerde ve gündüzleri gezilen tesislerde tercümanlık yapıyordum. Hocalar bizim iş adamlarına tesisleri ile ilgili önerilerde bulunuyordu. Anadolu insanı bilgiye değer veriyor ve ağırlama süper ne kadar büyük iş adamı olsalarda.
Benim çalışma hayatımda kazandığım heyecanın temelleri buralarda yatar. Hala bir tesis gezdiğim zaman çok heyecanlarınım ve tüm iş adamlarını katma değer yarattığı için kendimce desteklerim. Şu anda yaptığım işte bile en önemli mottom budur. Tüm kurumsal ve kişisel etiklerime dokunmadan Türk işadamlarını desteklemek herşeyin ötesindedir. Geçen sene bir müşterim Dünyanın ikinci ,Türkiyenin ilk tesisini Kocaeli'nde kurmaya başladığında bir hafta sonu heyecandan hiç uyuyamadığımı hatırlarım. Allahım bizde de böyle tesisler olacak diye. Onlar bunu bilmezler ama tüm proje boyunca o konu ile ilgili gelen her şeyi en önce yapıyordum. Sonra bana kazık attıklarında bile kızamamıştım.
Sıtkı Olçar ilede böyle tanıştım. Kütahyalı Çini ustası. Bizi şehir merkezinin dışındaki mağarasına götürmüştü. O zamanlar İstanbul'dan bazı önemli iş adamlarının gelip burda hafta sonu kaldıklarını söylemişti. ALman hoca çok etkilenmişti. Mağara yolu üzerinde bir tarladan geçerken orda çalışanmı tarla sahibimi tam hatırlamıyorum onun çömlek yapma yeteneğini keşfetmiş ve desteklediğini söylemişdi ve mağarada bulunan onun yaptığı bir çömleği bana hediye etmişti. Yıllardır bu çömleği saklarım. Sıradışı olduğu her halinden belli idi ustanın. Sonrada bir daha kendisi ile karşılamadım ama Sıtkı Olçar ile ilgili her haberi takip ederdim.
Evet Sıtkı Olçar'ı 16 Kasım 2010'da kaybettik. Ben böyle bir ustanın daha yapacak çok şeyi varken 62 yaşında yitip gitmesine çok üzüldüm.
Sizinlede böyle bir ustadın hayat hikayesini paylaşmak istedim.
Sıtkı Olçar, 1973 yılında “Osmanlı Çini” adını verdiği kendi atölyesini kurdu. Antik desen ve formları uyguladığı çini çalışmalarında, İznik ve Kütahya örneklerini ele alarak yeni biçim ve “öz” arayışına yöneldi. 1980’den itibaren, özellikle İznik çinileri üzerine çalıştı ve kaybolup gitmekte olduğu sanılan Kütahya çiniciliğine yeni bir boyut ve dinamizm getirdi.
İznik çiniciliğinin sırrı 300 yıldır çözülemeyen “mercan kırmızısı”nı bulmayı amaç edindi Sıtkı Usta. Çanakkale seramiklerini de yeni bir yorumla ele aldı. İlki 1980 yılında olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışında çok sayıda kişisel sergi açtı. 1986 yılında Yunanistan’ın Volos kentinde düzenlenen V. Balkan Ülkeleri El Sanatları Sergisi’nde ülkemizi temsil eden Sıtkı Usta’nın yapıtları özel koleksiyon ve müzelerde bulunuyor.
Alman dergi "Der Spigel" Sıtkı Olçar'ı "Çininin Picasso'su" olarak adlandırıyor.
UNESCO "Yaşayan İnsan Hazinesi" ödüllü sıra dışı seramik sanatçısı Sıtkı Usta, farklı dokunuşlarıyla sanatında kendi tarzını oluştururken, kendisine ve sanatına ilham veren Kütahya'dan da hiç kopmuyor. Kütahya çinilerini tüm dünyaya tanıtan, daima herkesin ilgisini buraya çekmeye çalışan Sıtkı Usta; çiniciliğe farklı bir boyut katarak bu geleneksel Türk el sanatının değerini ülke sınırlarının dışına taşıyor. İşte böyle bir usta Sıtkı Olçar
http://www.sitkiusta.com/pPages/pArtist.aspx?paID=22§ion=1&lang=TR&bhcp=1 Pin It
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










