26 Kasım 2012 Pazartesi

Hoşçakal İstanbul


















 

 


 




 
 


 
 


 






 
 
Fikret Otyam'ın son sergisi Hoşçakal İstanbul 27 Aralık 2012 tarihine kadar Çırağan Otelinde sergilenecek.
 
Kaçırmayın derim.
 
Ben geçen hafta bir davete katılmak için gittiğimde gezme fırsatı buldum. Kara kara gözlü Anadolu kadınları, tavuskuşu, şahmeran, doğa, hayvanlar,çok etkilendim.
 
Tavsiye ederim.
 
Sevgiler,
 
 

 
 
 
 
 

Pin It

19 Kasım 2012 Pazartesi

Hafta'nın Fotografları

 
Sizi yerim ben...
 

 
 Çok kızgınım çok....


 
Bende onlar gibi uçabilsem keşke.....

 
Şehirin ışık hali......
 

 
Çok farklıyım çok.....

 
Ben özgürüm.....

 
Para, para diye ölürüm....

 
Uçmak istiyorum bende.....

 
Ying, Yang ...

 
Ayı dostuyum ben....

 
Fırtınanın en güzel hali....
Bu hftanın fotografları burdan

Güzel bir hafta olsun....

Sevgiler,


 

Pin It

18 Kasım 2012 Pazar

Pazar Neşesi / Kadınlar Ah bu Kadınlar



KADIN ELEMENTİNİN ÖZELLİKLERİ

BİLİMSEL İNCELEME:
 
Element : Kadın
Sembolü : Ka
İdeal Atom ağırlığı : 51,6 kg olarak kabul edilmiştir.
Alternatif ağırlıkları (izotopları) : 35 - 130kg Bulunduğu yerler : Gezegendeki tüm kırsal ve kentsel alanlar

 

FİZİKSEL ÖZELLİKLERİ:

1- Yüzeyi renkli film tabakasıyla kaplıdır.
2- Değişik sıcaklıklarda kaynar.
3- Bilinen bir sebep olmaksızın donar.
4- Özel ilgi gördüğünde erir.
5- Yanlış kullanımlarda ısırır.
6- İşlenmemişinden sıradan maden filizine kadar pek çok halde bulunur.
7- Doğru noktalara basınç uygulandığında ürün verir.
8- Standart ölçüleri varsa da kolay bulunmaz.
9- Çekici özelliğine aldanılıp fazla yaklaşılmaması önerilir.
10- Her zaman bir uzmanı tarafından değerlendirilmelidir.

 

KİMYASAL ÖZELLİKLERİ:

1- Altın,gümüş, platin ve diğer kıymetli madenlerle yakın akrabalığı vardır.
2- Büyük miktarlardaki pahalı maddeleri ve değerli tasları absorblayabilir.
3- Belli bir sebebe bağlı olmaksızın patlayabilir.
4- Sebepsiz yere çıkıp gidebilir, çıkıp gelebilir.
5- Sıvılarda çözünürlüğü yoktur.
6- Alkolle doyurulduğunda aktivitesi büyük oranda artar.
7- Dünyada bilinen en büyük servet indirgeyicidir.
8- Kapalı alanlarda bir arada tutulmaları tehlikelidir.
9- Çok sayıda bir arada olmaları merkezi sinir sistemini etkiler.
10- Belli bir sistemi çökertmek için kullanılabilir.
11- Hiç işlenmeden son derece etkin maddeye sahip olabilir.
12- Bir tanesi bile nefes kesilmesi hafıza kaybı yaratabilir.

 

GENEL KULLANIM ALANLARI:

1- Genelde süs olarak.
2- Üretimde
3- Belli dozda kullanılması halinde rahatlamada büyük yardımcı özelliği vardır.
4- Çok etkili temizleyici özelliği vardır.

 

TESTLER:

1- Saf numunesi doğal halde bulunabilirse rengi parlak pembeye döner.
2- Daha iyi bir numunesiyle kıyaslandığında rengi yeşile döner.
3- Kulağa zarar verdiği tespit edilmiştir.

 

POTANSİYEL TEHLİKELERİ:
 
1-Tecrübesiz ellerde çok tehlikelidir.
2- Birden fazlasıyla ilgilenmek yasal olarak engellenmiştir.
3- Ancak değişik mekanlarda ve birbirleriyle direkt temas etmelerini engellemek koşuluyla bunu yapanlar bulunmaktadır.
4- Aynı mekanda, uzun süre bir arada olmak, çeşitli sakıncalar oluşturmaktadır.
5- Bağımlılık yapabilir ve tedavisi yoktur.
6- Bir çok efsanede ve gerçek hikayede tehlikeleri anlatılmıştır.


Ah kadınlar ahhhh .

*Öperseniz beyefendi değilsinizdir, öpmezseniz adam değilsiniz.
*İltifat edersiniz yalan der, etmezseniz bırakır gider.
*Her isteğine evet derseniz karaktersiz olursunuz, karşı çıkarsanız anlayışsız.
*Çok yanına giderseniz sıkıldım der, az giderseniz küser.
*İyi giyinirseniz çapkınsın der, dikkat etmezseniz zevksizlikle suçlar.
*Kıskanırsınız huyun kötü der, kıskanmazsınız sevmiyorsun der.
*Siz bir dakika geç kalın kıyamet kopar, kendisi bir saat gecikirse bunda ne var.
*Arkadaşınızla buluşursunuz adı ihmal olur, o buluşur 'Bizim kızlar' olur.
*Siz başka kadına bakacak olsanız gözleriniz oyulur, başka bir adam ona baktığında adı hayranlık konur.
*Konuştuğunuz anda dinlemenizi ister, dinlediğiniz anda 'Neden konuşmuyorsun?' der


Kısacası..

Sade ama çok karışık.

Zayıf gibi ama çok güçlü.

Akıl karıştıran ama hayranlık uyandıran.

İnsanı çıldırtan ama mükemmel!

Çok güzelse nadiren sadıktır.

Çok sadıksa da nadiren güzel.




İyi Pazarlar.....


 

 

 

Pin It

10 Kasım 2012 Cumartesi

Olmasaydın... Olmazdık


Atam, seni saygıyla, şükranla anıyoruz..

 35 yaşında bir General,
40 yaşında bir Başkomutan
42 yaşında  Cumhuriyeti ilan eden bir Lider
44 yaşında şapka ve kıyafet devrimi yapan bir Önder
46 yaşında Nutuk'u yazan
48 yaşında Türk Alfabesini yürürlüğe koyan Vizyoner

İsteseydi Kral ve Padişah olurdu. Fakat o milletini düşünerek Çağdaş Yaşamı destekledi.

Biz ona bu yüzden ATAMIZ deriz.

10.11.12




 

Pin It

30 Ekim 2012 Salı

Birgün Bir Dizi Seyrettim Hayatım Değişti / Touch

 
Mart 2012 tarihinde ilk defa Amerika'da gösterime giren Touch dizisi İMDb'de 7.8 ratinge ulaştı bile.
 
Baş rolünde 24 serisinden tanıdığımız Kiefer Sutherland    (Martin Bohm)  var. Karısı 11 Eylül olaylarında ikiz kulelerde ölünce, 11 yaşındaki oğlu Jack  ile yaşamaya başlar. Jake hiç konuşmamıştır. Ancak Martin bir süre sonra onun yazdığı rakamları takip etmeyi öğrenince konuşmadan baba oğul anlaşmaya başlar. Bu sefer bir babanın çoçuğundan öğreneceği çok şey olacaktır.
 
 
 
Bu bayramda TV'de Touch maratonu ile karşılasınca hayatım değişti. 12 bölümüde arka arkaya seyrettim.
 
İşte beni etkileyen bölümlerden bazıları...
 
Şablonlardaki matematiksel tasarım gerçeğin arkasına gizlenmiştir. Sadece nereye bakacağımızı bilmek gerekir. Çoğu insanın Kaos olarak gördüğü aslında hareketlerin ince bir çizgide birbirini takip etmesidir. Galaksiler, bitkiler, deniz kabukları şablon gerçeğini yansıtır.  
 
Çin mitolojisinde" Kaderin Kırmızı İpi "adında bir inanış vardır. İnanışa göre;  Tanrı her insanın ayak bileğine kırmızı bir ip takar ve kaderleri birleşecek insanları bu ipler sayesinde birbirine bağlarmış. Bu ip esner, kördüğüm olur fakat asla kopmazmış.
 
 
Bugün 30 milyar e-mail, 19 milyar SMS yolladık, fakat yinede kendimizi yalnız hissediyoruz. Ne komik değil mi???
 
Normal birisi 7.4 bireye 2.250 kelime söyleyecek. Bu kelimeleri incitmek için mi yoksa gülümsetmek için mi kullanacak? Seçiniz bakalım....
 
7 milyon kişi bu ufak dünyada yalnız yaşamaya mahkum. Hassas varlığımızın bile büyük bir gizem olduğunu nasıl anlayabiliriz ki? Belkide evrende yalnız olmak bizi birbirimize bağlıyordur. Bir başkasına küçücük bir şey için bile ihtiyacımızın olmasını sağlıyordur. Senin için, benim için, bizim için. Eğer bu gerçekten doğruysa o zaman hiç birşeyin imkansız olmadığı bir dünyada yaşıyoruz demektir.
 
 
Bu gezegendeki en güçlü canlı türü insan değildir. En hızlısı hatta belkide en zekisi bile değilizdir. Tek avantajımız birbirimize yardım etmek için işbirliği yapabilme yeteneğimizın olmasıdır. Kendimizi bir başkasının benliğinde buluruz ve şefkat, kahramanlık, aşk için programlanmışızdır. Bu şeylerde bizi daha güçlü daha hızlı ve daha zeki yapar. İşte bu yüzden hayatta kalırız. Hatta bu yüzden hayatta kalmayı isteriz.
 
Neden Collaboration / İşbirliğinin gerekli olduğunu savunduğumu anladım. Ateş karıncalarınınn sel esnasında  birbirine yapışarak günlerce su üzerinde kalabilmeyi becerdikleri gibi, biz insanoğluda iş birliği ile yaşamayı öğrenmeliyiz....
 
 
İnsanoğlu fikirlerini paylaşabilmek için birbirine itici bir güçle bağlıdır ve duyabilmeyi arzu ederler. Bu toplum içindeki ihtiyaçlarımızdan biridir. İşte bu yüzden sürekli sinyaller ve işaretler yollarız. Diğer insanlarda da bu sinyal ve işaretleri aramamızın sebebi budur. Her zaman gelecek mesajları bekleriz. Bir bağlantı kurabilme umuduyla..
 
Senden elektrik alamadım diyen evlendirme programındaki yaşlı teyze haksız değil galiba...
 
 

Bugün doğan her bebek göbek bağlarından ayrıldığı anda kendi umutları, hayelleri ve arzuları olan bireylere dönüşürler. Ama aslında her birimiz farklı sistemlerden oluşmaktayız. Bu sistemlerde 60 trilyon hücreden oluşmaktadır. Sınırsız sayıdaki protein, DNA . Yani her birey aynı zamanda bir iletişim ağı gibidir. Her birimiz aslında yaşayan, nefes alan organizmalarız. Beslediğimiz her umudun, kurduğumuz her hayalin, gerçekleştirdiğimiz her tutkunun tahmin edemiyeceğiniz kadar büyük bir etkisi vardır. Bizi birbirimize bağlayan şeyler zaman ve mekanla sınırlı değildir.

Farklı bakış  açılarında insana kaderin cilvesi olarak görünen şeyler bu sıkıca sarılmış bağlardan başka bir şey değildir. Bunca zaman olan olaylar buna bağlıdır. Bu bağlar tamir edilmeyecek bir biçimde yıpransa bile asla ama asla kopmazlar. Ama bazen en önemli bağlantı bulunduğumuz yer ve zamandadır.


 
Kaybolmanın bir çok yolu vardır. Verdiğimiz kararlarla bizi etkileyen olaylarla hatta kendi zihnimizde bile. Peki o zaman sabitleyicimiz nedir? Bizi karanlıktan aydınlığa çıkaracak yol göstericimiz ne olabilir? Ya yol göstericimiz diğer insanlar ise? Hayatımıza uzun yada kısa sürede olsa bir şekilde girebilmiş olanların bize sağladığı ışık asla sönmeyecektir.
 
Yaşadığımız her şeyin bir nedeni oluyor galiba?
 
 
 
 
 
Küresel olaylar esnasında ortak bilincimiz senkronize olur. Hep bir ağızdan gönderilen ortak bir istek, müşterek umut, hafifletilmiş bir korku, bağışlanmış bir hayat. Buna dua denir.
 
Tradeji  veya ortak sevinç zamanlarında, bu tip kısa anlarda düzeni daha az rastgele yapan tek şey müşterek duygusal deneyimlerdir.
 
İki noktanın birbiriyle temas etmesi gerektiğinde evren bu bağlantının gerçekleşmesi için bir yol bulacaktır. Tüm umutlar suya düştüğünde kati bağlantılar asla kopmaz. Bu bağlantılar kim olduğumuzu belirler. Uzay genelinde, zaman genelinde öngörüde bulunamıyacağınız yollar olacaktır. Çünkü doğa her zaman yolunu bulur.
 
 
 
Dünya 7.83 herzlik bir frekansla dönerken bir müzik notası yayar. Ancak bu frekans bilinmeyen bazı nedenlerle bir parça değişime uğrar. Bunun sebebi bazı farazi güneş patlamaları yada atmosferik elektriksel bozulmalardır. Ama belkide bunun daha basit bir açıklaması vardır. Belkide gezegenimizin sesi etrafında dönen 7 milyar ruhun yarattığı müziklerden ve açığa çıkardıkları harmoniden etkileniyordur.
 
Sessizliğin bile bir sesini duyarken, aslında bu dünyada yalnız olmadığımı hatırlayacağım. Bu sadece benim dışımdaki diğer 7 milyar  dünyalı'nın ruhunun çıkardığı sesmiş....
 
 
Bir yılda 31.530.000 saniye var. Bir saniyede 1.000 mili saniye, milyon tane mikro saniye, milyar tane nano saniye. Nano saniyeleri yıllara bağlağan tek sabit şey değişimdir. Atomdan galaksiye kadar tüm evren değişime uğrar. Ama biz insanlar değişimden hoşlanmayız. Ona karşı koyarız, bizi korkutur.Hayali bir duraganlık yaratırız.Dünyanın sabit kaldığına, şimdiki gibi olduğuna inanmak isteriz. Ama bir ana yapışıp kaldığımızda o an çoktan değişmiştir. Her nanosaniye bir öncekinden farklıdır.Zaman bizi gelişmeye, uyum sağlamaya zorlar. Çünkü gözümüzü her kırptığımızda ayaklarımızın altındaki dünya değişir.
 
Değişime direnmek ne olaki?
 


Elektronlar birbirine çarparak reaksiyona girer. İnsanlar çarpışır ve diğerinin yolunu değiştirir. Değişiklik kolay değildir. Çoğunlukla insana zor gelir. Ama belki bu iyi bir şeydir. Çünkü değişiklik bizi güçlendirir. Esnek olmamızı sağlar, bize gelişmeyi öğretir.

Bu dizi seyredince sizin yapmış olduğunuz bir hatanın, aslında hata olmadığını başka birinin hayatını kurtarmak için gerekli olduğunu anlayabiliyorsunuz.

TOUCH benim  bildiğim, inandığım  şeyleri görselleştirdiği için yararlı bir seyir oldu ve içim umut doldu. Tavsiye ederim.

Sevgiler,



Pin It
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Great! The file uploaded properly. Now click the 'Verify my file' button to complete the process.