Dostum aynı zamanda Uranyan Astrolog olan Neslihan Ayanoğlu'ndan Ekim ayı ile ilgili gökyüzü hareketleri ile bir paylaşım. Bundan sonra düzenli olarak bize haberler vermeye söz verdi ya bakalım.....İllede birlikte yaratım......
Bengi uzun zamandır benden gökyüzü hareketleri ile ilgili yazı istiyordu ama ben bir türlü yazamamıştım. Şu anda yani 7 Ekim saat 21:00 civarı 14 derece Terazi’de yeni ay var. Dedim ki bu yeni ayın etkisini de arkama alayım ve bir yazı yazayım.
Terazi burcunda gerçekleşen yeni ay ilişkilerimiz konusunda bize yeni bir yön verebilir. Terazi biz olmayı deneyimlediğimiz burç. Burada, Koç’da deneyimlediğimiz “ben” kavramı “biz” kavramına dönüşüyor; ben ve karşımdaki. Bu mevcut ilişkilerimizi gözden geçireceğimiz gibi, yeni bir ilişki, yeni bir ortaklık, yeni bir birlikteliği de düşünebileceğimiz bir dönem. Bu tarihlerde gökyüzünde neredeyse tüm gezegenler de ikili şekilde duruyor ve ‘biz’ kavramını bu dönemde gökteki pek çok oluşum bize ayrı ayrı hatırlatıyor.
Linda Hill, Sabian Symbols sayfasında, 14 derece Terazi’yi şu şekilde tanımlıyor. “Durumun tam ortasında olduğunuzu ve bir nefes almanız gerektiğini düşünebilirsiniz". Vereceğiniz bu ara size süreci tamamlamanız için güç verecektir. Daima hareket halinde olma yıpratıcı olabilir. Öte yandan tembel ve üretmeyen olma da cevap değildir.
8 Ekim: Dinamik, disiplinli bir şekilde düşündüğümüz ve iletişime geçeceğimiz bir gün. Biraz dar çerçevede olaylara bakabiliriz, esnek düşünmeye çalışmamızda fayda olabilir. Planlarımızı yaparken daha amaca odaklı düşünen bir zihine sahip olacağız.
9 Ekim : Venüs Geri gitmeye başlıyor, 18 Kasım’a kadar geri gidecek. Venüs Akrep burcunda geri gidecek. Yeni ayın 7 Ekim’de Terazi’de olmasından sonra Terazi’nin yönetici gezegenin Akrep’te geri gitmesi yukarıda bahsettiğimiz sürece Akrep’si temaları da katacaktır. Geri giden Venüs ilişkilerde sorun yaşatabilir. Bu dönem kişilerin daha kendi içlerine döndükleri bir dönem olacaktır. Duygularımızı ifade etmekte veya güçlü duygusal bağlar kurmakta zorlanabiliriz. Bu dönemde gündemimiz değer verdiğimiz şeyler, değerler sistemimiz ile ilgili konularla meşgul olacaktır. Sosyal aktivitelerden uzak durmak isteyebiliriz. Yani kendi kendimize kalacağımız bir dönem geçireceğiz. İlişkilerimiz ve ticari anlaşmalarımız da bu süreçten etkilenebilir.
17 Ekim: Uyumu deneyimleyeceğiz. İsteklerimiz ve düşüncelerimiz/planlarımız arasında bir denge olacak. Karşımızdakini daha iyi anlamaya çalışacağız, diyaloglarımız daha akıcı olacak. Ama öte yandan her şeyi kendimizden ve aklımızdan ibaret de zannetme riski de var.
21 Ekim: Bir süredir her konuda olduğu gibi düşüncelerimizde de uyum ve dengeyi tutturmaya çalışıyorduk oysa şimdi dengeyi bir köşeye koyacağız, daha güçlü ve daha derin düşünmeye başlıyoruz. Bir konuya odaklanıp derinlemesine öğrenmeye çalışabiliriz. Veya düşüncelerimiz sabit bir şekilde bir konuya saplanıp kalabilir. Burada yine düşüncelerimizi ve diyaloglarımızı biraz esnetmeye çalışmalıyız.
23 Ekim: 7 Ekimde başlayan projelerimizin, birlikteliklerimizin olgunlaşma dönemi. Ama yine ‘ben’ ve ‘biz’ kavramları arasında sıkışıp kalmış gibi hissedebiliriz. Bir yanımız ortak çıkarları gözetmemizi söylerken diğer yanımız kendi isteklerimizin peşinden gitmemizi söyleyebilir.
24 Ekim: Akrep günleri başlıyor. Hayatımızı anlamını daha derinlemesine sorgulayacağız. Belki gizemli konular, okült konular daha çok ilgimizi çekecek. Güç teması ve kontrolü elde tutma isteği ön plana çıkabilir. İsteklerinizi elde etmek için güç savaşlarına girmekten veya bir konuya takılıp kalmaktan uzak durmaya çalışın.
25 Ekim: Sosyal bir dönem. İlişkilerde iletişim önemli. Ticari ilişkiler karlı olabilir. Ama güç savaşlarından, manüpülasyonlardan, olayı domine eden taraf olma iddialarından uzak durmak kaydıyla.
28 Ekim: Mars’ın Yay burcuna geçmesi ile iyimser bir döneme giriyoruz. Hareketlerimizde, bir aksiyon alırken daha aktif, daha cesur ve belki daha gözü kara olabiliriz. Ama bu iyimserlik bizi rehavete de düşürebilir. Harekete geçmekten alıkoyabilir. Biz bir şey yapmasak da herşeyin yolunda gideceği duygusunu taşıyabiliriz.
29 Ekim: Estetik, güzellik, sanatsal aktiviteler. Günün konuları bunlar olacak. Haır tatil, her taraf kıpır kıpır hadi dışarı çıkalım diyebiliriz. Sosyal ve dışarıda aktivitelerle geçirebileceğiniz bir gün olabilir.
Nasıl.................
Pin It
20 Ekim 2010 Çarşamba
19 Ekim 2010 Salı
İskenderiyeli Son Cesur Kadın............HYPATIA
Dostum Neslihan Ayanoğlu'ndan bir paylaşım.
İskenderiyeli, Son Platoncu, cesur, bilge, güzel, zarif, bilim kadını,efsane,hakkında nice şiirler,kitaplar yazılmış ve çok hazin bir son.....
Hypatia ismini ilk defa okul yıllarında duymuştum. Matematik bölümünde okurken, okul kolidorunda eski matematikçilerin fotoğrafları vardı ve altlarında yaşadıkları dönemler not edilmişti. Aralarında çok az kadın vardı ve Hypatia’da onlardan biri idi. Biz kızların iki şey dikkatini çekmişti. Az sayıda kadın matematikçi olması ve çoğunun ancak 40lı yaşlara kadar yaşamış olmaları. Hatta “matematik kadınlara gore değilmiş zaten, baksanıza fazla yaşamamışlar” derdik, ama açıkçası hiç Hypatia’nın hayat hikayesini merak etmemiştim.
Geçenlerde bir gazete haberi ile bu anımı hatırladım. Haber Hypatia ile ilgili idi. Hayatı filme çekilmiş ve Vatikan İtalya’da oynatılmaması için çok çalışıyormuş diyordu haber. Eee artık elimizin altında internet gibi muhteşem bir sistem var. Arama motorlarından birine “Hypatia” yazdım ve sonuçları okudum. Hayatı hem çok ilgimi çekti, hem de benim için yeni bir projenin başlangıcı oldu. Bu bilgilerin bir kısmını sizinle de paylaşmak istedim.
Hypatia, 370-415 yılları arasında İskenderiye'de yaşamış felsefe ve matematikle (özellikle geometri) ile ilgilenmiş bir bilim kadınıdır. Ünlü filozof, matematikçi ve gökbilimci Theon'un kızıdır. Theon İskenderiye Üniversitesi’nde matematik dersleri vermekte idi. Kızının eğitimi ile yakından ilgilendiği ve onu kendisi eğittiği söylenir. Hypatia ise babasının çalışmalarına katılmıştır. Theon, Euclid'in bir eserine şerh yazarken kızının da yardım ettiği söylenir.
Hypatia, İskenderiye'deki Museion'da felsefe, matematik ve astronomi dersleri vermiştir. Hypatia sadece matematikçi olarak tanınmaz, çeşitli bilim dallarında çalışmıştır; özellikle çok iyi bir eleştirmen ve yorumcu idi. Astronomik tablolar, appolonius konik kesitleri ve diophant üzerine yorumları vardır. Platon ve Aristotales'in tanıtılmasında dersleri etkili olur. Yeni-Platonculuk’a yakın durduğu söylenir. Yeni-Platoncu okullarla bağlantı halindedir. Museion'da verdiği dersler ve konferanslar Hypatia’nın ününü arttırmıştır. Hypatia bilim insanı olarak tanınmasının yanısıra zarafeti, bilgeliği, gençliği ve güzelliği ile de ünlenmiştir. Geniş bir öğrenci ve hayran kitlesi oluşturmuştur. Soylularla yakın ilişkiler kurmuş,
Pitolemais’ın putperest Valisi Orestes’in himayesine sığınmıştır. Kendisi dinsizlikle itham edilmiş, kurmuş olduğu siyasi ilişkiler düşmanlarının gözünü korkutmuş ve hakkında dedikodular ortaya atılmıştır. Yaşadığı dönem İskenderiye’de Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemdir. Çok tanrılığa karşı bir seferberlik ilan edilir, çok tanrılı tapınakların kiliseye devredilmesi söz konusudur. Bu durum şehirde ayaklanma çıkmasına neden olur. Asilerin başında Hypatia ile yakınlığı bilinen Olympius da vardır. Aslında Hypatia bu hareketin içinde değildir. Ancak Olympius ile olan yakınlığı karşı taraf için bir bahane olmuştur. Bu dönemlerde Rahip Cyril İskenderiye'ye başpiskopos olmuştur. Bu bir kısım çevreler tarafından benimsenmemiş ve bir çatışma ortamı doğmuştur. Cyril’in çatışma içinde olduğu kişilerin başında da Hypatia’nın dostu ve hamisi olan vali Orestes gelmektedir. Orestes ile Cyril arasında süren çatışma, Cyril’in Hypatia’ya karşı bir düşmanlık beslemesine neden olmuştur. Aynı zamanda, verdiği derslerden ve yaptığı çalışmalardan ötürü Hypatia’nın nüfuzu Konstantinapolis’e, Suriye’ye, İznik’e kadar ulaşmış durumdadır. Öğrencileri arasında soylu ailelerin çocukları da vardır. Fakat Hypatia’nın, öğrencileri ile birlikte halktan kopuk bir çalışma hayatı sürdürmesi, halkın inançlarına karşı duyduğu kayıtsızlık Cyril’in elini güçlendirmiştir. Zamanla, Hypatia’nın bir büyücü, dinsiz olduğu söylentileri yayılmış ve halk kışkırtılmıştır.
415 yılında, Petro'nun önderliğindeki Cyril'in keşişleri, Hypatia'nın ders verdiği Museion'un önünde toplanır. Pusuya yatan keşişler, Hypatia’nın arabasını durdurup etrafını sararlar. Giysilerini zorla çıkartarak onu bir kiliseye sokarlar. Koridorlarda sürükleyip sunağın önüne getirirler ve burada Pedro ve keşişler tarafından öldürülür. Öldürüldükten sonra bedeni sokaklarda sürüklenir, parçalara ayrılıp ve kütüphanesi ile birlikte yakılır.
Hypatia’nın ölümü, Yeni-Platoncu okulun da sona ermesi anlamına gelir. Baskı ve zulümden bıkan diğer filozoflar Atina'ya kaçarlar fakat İmparator Justinian’ın emriyle buradaki okullar da kapatılır. Bu süreç doğa bilimleri ve matematik alanlarındaki gerilemenin de başlangıcı olarak kabul edilir.
Eserleri;
Hypatia, daha çok eleştiri ve yorum türünde eserler kaleme almıştır. Çalışmalarını Euclid ve Ptolemy üzerinde yoğunlaştırmıştır. Felsefe, din literatürü ve dönemin matematik bilginlerinin uğraş alanı olan gizemcilik konularına ilgi duymuş; felsefe, matematik, gökbilim dersleri vermiştir. Hesychius’un rivayetine göre İskenderiyeli Diophantus'un Arithmetica’sına 13 ciltlik bir şerh, Pergelı Apollonius'un Konikler’ine ve Ptolemy'nin Matematik Kanon’una şerhler yazmıştır. Fakat bu eserler günümüze dek ulaşmamıştır. Bununla birlikte ne felsefe ne de bilim tarihinde adı belirgin bir şekilde geçmemektedir. Eserlerinin günümüze dek ulaşmamasının nedeninin, Hıristiyan düşünce açısında dinsizlikle suçlanmış olmasının ve çalışmalarının da yer aldığı kütüphanesinin yakılmış olmasının büyük payı olduğu ileri sürülür. Hypatia ile ilgili olarak günümüze dek ulaşan tek yazılı eser, öğrencisi Kyreneli Synesios'un yazdığı mektuplardır. Bu mektuplarda Synesios, ona duyduğu hayranlığı ve bilimsel çalışmalarına duyduğu saygıyı bildirmektedir. Bu yazışmalardan da usturlabın Hypatia tarafında geliştirildiği anlaşılmaktadır.
Sonraki dönemde Hypatia etkisi:
Hypatia, ölümünden bu yana unutulmayan bir isimdir. Adeta bir efsane haline gelmiştir Zamanla hakkında romanlar, oyunlar, şiirler yazılmıştır. Bilim ve sanat alanında sembol olmuştur. Diğer yandan, kendisine karşı grup içinde hep "İskenderiyeli hayasız bir kadın öğretmen", “Hıristiyanlığa karşı korkunç bir kin besleyen” olarak kabul edilmiştir. Filminin bile Vatikan’ın tepkisine neden olması belki bu eski düşüncenin etkisi.
Voltaire, Hypatia’nın bir Hıristiyan komplosuna kurban olduğunu yazar. Ona göre Hypatia, "Hıristiyan bağnazlığının masum bir kurbanı; öldürülmesi ise, yunan tanrılarıyla beraber, sorgulama özgürlüğünün de ortadan kalkışının bir simgesi”dir. Voltaire bir aydınlanma filozofudur ve Hypatia onun kilise muhalifliğinde sembol olarak kullandığı bir isimdir.
On dokuzuncu yüzyıl da Charles Leconte de Lisle Hypatie adlı bir şiir kaleme almış ve bu şiirinde Hypatia'yı tarihin değişen koşullarına adanan bir simgesel kurban olarak ele almıştır.
Takip eden yıllarda yine hakkında bir çok şiir, roman ve oyun yazılmaya devam etmiştir. "Plato'nun ruhu, Afrodit'in bedeni"ni taşıyan Hypatia, feminist sanata da konu olmuştur.. Feminist sanatçı Judy Chicago, 1979'da San Francisko modern sanat müzesi'nde açtığı heykel sergisinde Hypatia'yı, tüm görkemiyle göz kamaştıran bir akşam yemeğinde, batı uygarlığının diğer ünlü ve yetenekli kadınlarıyla birlikte sergilemektedir.
Pin It
İskenderiyeli, Son Platoncu, cesur, bilge, güzel, zarif, bilim kadını,efsane,hakkında nice şiirler,kitaplar yazılmış ve çok hazin bir son.....
Ben Hypatia'dan çok etkilendim. Yakında hayatını film olarak da izleyebiliriz. İşte size Hypatia........
Hypatia'nın hayali resmi Elbert Hubbard'un "Büyük Öğretmenlerin Evlerine Küçük Yolculuklar"("Little Journeys to the Homes of Great Teachers", New York, Roycrafters, 1908, alınmıştır. Gerçek Hypatia'nın portresi mevcut değildir.
Hypatia ismini ilk defa okul yıllarında duymuştum. Matematik bölümünde okurken, okul kolidorunda eski matematikçilerin fotoğrafları vardı ve altlarında yaşadıkları dönemler not edilmişti. Aralarında çok az kadın vardı ve Hypatia’da onlardan biri idi. Biz kızların iki şey dikkatini çekmişti. Az sayıda kadın matematikçi olması ve çoğunun ancak 40lı yaşlara kadar yaşamış olmaları. Hatta “matematik kadınlara gore değilmiş zaten, baksanıza fazla yaşamamışlar” derdik, ama açıkçası hiç Hypatia’nın hayat hikayesini merak etmemiştim.
Geçenlerde bir gazete haberi ile bu anımı hatırladım. Haber Hypatia ile ilgili idi. Hayatı filme çekilmiş ve Vatikan İtalya’da oynatılmaması için çok çalışıyormuş diyordu haber. Eee artık elimizin altında internet gibi muhteşem bir sistem var. Arama motorlarından birine “Hypatia” yazdım ve sonuçları okudum. Hayatı hem çok ilgimi çekti, hem de benim için yeni bir projenin başlangıcı oldu. Bu bilgilerin bir kısmını sizinle de paylaşmak istedim.
Hypatia, 370-415 yılları arasında İskenderiye'de yaşamış felsefe ve matematikle (özellikle geometri) ile ilgilenmiş bir bilim kadınıdır. Ünlü filozof, matematikçi ve gökbilimci Theon'un kızıdır. Theon İskenderiye Üniversitesi’nde matematik dersleri vermekte idi. Kızının eğitimi ile yakından ilgilendiği ve onu kendisi eğittiği söylenir. Hypatia ise babasının çalışmalarına katılmıştır. Theon, Euclid'in bir eserine şerh yazarken kızının da yardım ettiği söylenir.
Hypatia, İskenderiye'deki Museion'da felsefe, matematik ve astronomi dersleri vermiştir. Hypatia sadece matematikçi olarak tanınmaz, çeşitli bilim dallarında çalışmıştır; özellikle çok iyi bir eleştirmen ve yorumcu idi. Astronomik tablolar, appolonius konik kesitleri ve diophant üzerine yorumları vardır. Platon ve Aristotales'in tanıtılmasında dersleri etkili olur. Yeni-Platonculuk’a yakın durduğu söylenir. Yeni-Platoncu okullarla bağlantı halindedir. Museion'da verdiği dersler ve konferanslar Hypatia’nın ününü arttırmıştır. Hypatia bilim insanı olarak tanınmasının yanısıra zarafeti, bilgeliği, gençliği ve güzelliği ile de ünlenmiştir. Geniş bir öğrenci ve hayran kitlesi oluşturmuştur. Soylularla yakın ilişkiler kurmuş,
Pitolemais’ın putperest Valisi Orestes’in himayesine sığınmıştır. Kendisi dinsizlikle itham edilmiş, kurmuş olduğu siyasi ilişkiler düşmanlarının gözünü korkutmuş ve hakkında dedikodular ortaya atılmıştır. Yaşadığı dönem İskenderiye’de Hıristiyanlığın yayılmaya başladığı dönemdir. Çok tanrılığa karşı bir seferberlik ilan edilir, çok tanrılı tapınakların kiliseye devredilmesi söz konusudur. Bu durum şehirde ayaklanma çıkmasına neden olur. Asilerin başında Hypatia ile yakınlığı bilinen Olympius da vardır. Aslında Hypatia bu hareketin içinde değildir. Ancak Olympius ile olan yakınlığı karşı taraf için bir bahane olmuştur. Bu dönemlerde Rahip Cyril İskenderiye'ye başpiskopos olmuştur. Bu bir kısım çevreler tarafından benimsenmemiş ve bir çatışma ortamı doğmuştur. Cyril’in çatışma içinde olduğu kişilerin başında da Hypatia’nın dostu ve hamisi olan vali Orestes gelmektedir. Orestes ile Cyril arasında süren çatışma, Cyril’in Hypatia’ya karşı bir düşmanlık beslemesine neden olmuştur. Aynı zamanda, verdiği derslerden ve yaptığı çalışmalardan ötürü Hypatia’nın nüfuzu Konstantinapolis’e, Suriye’ye, İznik’e kadar ulaşmış durumdadır. Öğrencileri arasında soylu ailelerin çocukları da vardır. Fakat Hypatia’nın, öğrencileri ile birlikte halktan kopuk bir çalışma hayatı sürdürmesi, halkın inançlarına karşı duyduğu kayıtsızlık Cyril’in elini güçlendirmiştir. Zamanla, Hypatia’nın bir büyücü, dinsiz olduğu söylentileri yayılmış ve halk kışkırtılmıştır.
415 yılında, Petro'nun önderliğindeki Cyril'in keşişleri, Hypatia'nın ders verdiği Museion'un önünde toplanır. Pusuya yatan keşişler, Hypatia’nın arabasını durdurup etrafını sararlar. Giysilerini zorla çıkartarak onu bir kiliseye sokarlar. Koridorlarda sürükleyip sunağın önüne getirirler ve burada Pedro ve keşişler tarafından öldürülür. Öldürüldükten sonra bedeni sokaklarda sürüklenir, parçalara ayrılıp ve kütüphanesi ile birlikte yakılır.
Hypatia’nın ölümü, Yeni-Platoncu okulun da sona ermesi anlamına gelir. Baskı ve zulümden bıkan diğer filozoflar Atina'ya kaçarlar fakat İmparator Justinian’ın emriyle buradaki okullar da kapatılır. Bu süreç doğa bilimleri ve matematik alanlarındaki gerilemenin de başlangıcı olarak kabul edilir.
Eserleri;
Hypatia, daha çok eleştiri ve yorum türünde eserler kaleme almıştır. Çalışmalarını Euclid ve Ptolemy üzerinde yoğunlaştırmıştır. Felsefe, din literatürü ve dönemin matematik bilginlerinin uğraş alanı olan gizemcilik konularına ilgi duymuş; felsefe, matematik, gökbilim dersleri vermiştir. Hesychius’un rivayetine göre İskenderiyeli Diophantus'un Arithmetica’sına 13 ciltlik bir şerh, Pergelı Apollonius'un Konikler’ine ve Ptolemy'nin Matematik Kanon’una şerhler yazmıştır. Fakat bu eserler günümüze dek ulaşmamıştır. Bununla birlikte ne felsefe ne de bilim tarihinde adı belirgin bir şekilde geçmemektedir. Eserlerinin günümüze dek ulaşmamasının nedeninin, Hıristiyan düşünce açısında dinsizlikle suçlanmış olmasının ve çalışmalarının da yer aldığı kütüphanesinin yakılmış olmasının büyük payı olduğu ileri sürülür. Hypatia ile ilgili olarak günümüze dek ulaşan tek yazılı eser, öğrencisi Kyreneli Synesios'un yazdığı mektuplardır. Bu mektuplarda Synesios, ona duyduğu hayranlığı ve bilimsel çalışmalarına duyduğu saygıyı bildirmektedir. Bu yazışmalardan da usturlabın Hypatia tarafında geliştirildiği anlaşılmaktadır.
Sonraki dönemde Hypatia etkisi:
Hypatia, ölümünden bu yana unutulmayan bir isimdir. Adeta bir efsane haline gelmiştir Zamanla hakkında romanlar, oyunlar, şiirler yazılmıştır. Bilim ve sanat alanında sembol olmuştur. Diğer yandan, kendisine karşı grup içinde hep "İskenderiyeli hayasız bir kadın öğretmen", “Hıristiyanlığa karşı korkunç bir kin besleyen” olarak kabul edilmiştir. Filminin bile Vatikan’ın tepkisine neden olması belki bu eski düşüncenin etkisi.
Voltaire, Hypatia’nın bir Hıristiyan komplosuna kurban olduğunu yazar. Ona göre Hypatia, "Hıristiyan bağnazlığının masum bir kurbanı; öldürülmesi ise, yunan tanrılarıyla beraber, sorgulama özgürlüğünün de ortadan kalkışının bir simgesi”dir. Voltaire bir aydınlanma filozofudur ve Hypatia onun kilise muhalifliğinde sembol olarak kullandığı bir isimdir.
On dokuzuncu yüzyıl da Charles Leconte de Lisle Hypatie adlı bir şiir kaleme almış ve bu şiirinde Hypatia'yı tarihin değişen koşullarına adanan bir simgesel kurban olarak ele almıştır.
Takip eden yıllarda yine hakkında bir çok şiir, roman ve oyun yazılmaya devam etmiştir. "Plato'nun ruhu, Afrodit'in bedeni"ni taşıyan Hypatia, feminist sanata da konu olmuştur.. Feminist sanatçı Judy Chicago, 1979'da San Francisko modern sanat müzesi'nde açtığı heykel sergisinde Hypatia'yı, tüm görkemiyle göz kamaştıran bir akşam yemeğinde, batı uygarlığının diğer ünlü ve yetenekli kadınlarıyla birlikte sergilemektedir.
Pin It
18 Ekim 2010 Pazartesi
Günün Sözü
"Cesur tek bir insan bile tüm insanlık için zafer getirebilir..."
“Even one single brave person can bring victory to all mankind.”
http://www.facebook.com/pages/AUSEY/149038724524 Pin It
“Even one single brave person can bring victory to all mankind.”
http://www.facebook.com/pages/AUSEY/149038724524 Pin It
Tavsiye Ederim / Kandilli Suna'ın yeri
Geçenlerde bir arkaşımla beraber Kandilli'de hep duyduğum Suna'nın yerine gittim.
Özellikle pavası bir harika. Servis çok sıcak.
Sahibi Suna hanım 40 yıllık kandillinin yerlisi.
Yolunuz düşerse uğramanızı öneririm.
Suna'nın yeri
Kandilli İskele Cad. No:17 Üsküdar
Tel: 216-332 32 41 Pin It
İskelede Caminin altında sevimli bir balıkçı restaurantı.
Özellikle pavası bir harika. Servis çok sıcak.
Sahibi Suna hanım 40 yıllık kandillinin yerlisi.
Yolunuz düşerse uğramanızı öneririm.
Suna'nın yeri
Kandilli İskele Cad. No:17 Üsküdar
Tel: 216-332 32 41 Pin It
17 Ekim 2010 Pazar
Wow Cap İstanbul 2010
Dün İstanbul boğazında bu yıl 4. kez düzenlenen Wow Cap İstanbul 2010 Yelken yarışmasının gösteri yarışları yapıldı. Yarışmayı Avrupa Birliği Sekreteri Büyükelçi Volkan Bozkır ve çeşitli ülke Büyükelçileri ve gazetecileride izledi. Organizasyon İstinye Limanında oluşturulan yarış köyünde idi.
Wow Cap İstanbul 2010 Akdeniz'in en çekişmeli ve uzun soluklu solo yelken mücadelesi. 26 tekne 5 etapda, 4 ülke ve 3 denizi geçiyor. 19 Eylül'de Fransa'nın Toulen kentinden start aldı. Sicilya, Atina, Didim, Bozcaada, Gelibolu ve 13 Ekim'de Fenerbahçe'de son buldu. Yaklaşık bir ay boyunca 1600 denizmili yapıldı.
Bu yarışmanın evsahibi "İstanbul 2010 Kültür Başkenti" etkinlikleri kapsamında İstanbul idi ve organizasyon Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık tarafından da desteklendi. Türk yelkenci Selim Kakış Türk Telekom sponsorluğunda bu yıl ilk defa yarışa katıldı.
Günümüz global ekonomisinde marka değerlerini artırmak yolunda ülkeler ve şehirlerde çeşitli spor ve kültür-sanat etkinliklerine ev sahipliği yapmaktadır. Artık dünya düzleşti ya.....
Bense başka bir teknede bu yarışı izleme olanağı buldum. Hem ilk defa böyle bir organizasyona katılmak heyecanlıydı, hemde dostlar arasında bir haftasonu'nu paylaşmak güzeldi. Şarabımı içerken kulaklarımda Teoman'ın en sevdiğim şarkısı çınladı durdu.
"deniz rüzgara karışmış güneşte,
martı sesleri vardı gülüşlerde,
sen geçerken sahilden sessizce,
gemiler kalkar yüreğimden gizlice"
çok eğlendim hemde çok.....
Bu gösteri yarışı olduğu içinde her tekneye misafirlerde alındı. İşte bizim desteklediğimiz Generali Sigorta sponsorluğundaki skipper Nicolas Lunven ve Türk ekibi !
Hepsi Fransızca konuşuyordu. Fransız kalanlarda tekneyi kullandı. En çok onlar eğlendi galiba, şili'li madencilerden sonra teknede geçen 3 saatı konuşmama kararı aldıklarına göre..............
Babasıda ünlü bir skipper olan Nicolas 2. etabı 1. olarak bitirdi ve genel klasmanda 5. oldu. Tebrikler.......
Pin It
Etiketler:
Generali Sigorta,
Günlük,
marka,
Nicolas Lunven,
sponsorluk,
Wow Cap İstanbul 2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





